
Faşizmde en önemli unsur faşist liderdir ve her konuda en çok onun adı ön plana çıkar. Hitler, Mussolini veya Franco rejimleri bunun en açık örneğidir. Bu diktatörler için kullanılan "Führer", "Duce" ve "Caudillo" gibi sıfatlar, "yanılmaz lider" anlamına gelmektedir. Nitekim her üçü de iktidarı tamamen kendi inisiyatifleri ile yönetmiş, en yakınlarını ya da kıdemce en yüksek devlet görevlilerini dahi karar mekanizmasında etkisiz bırakmışlardır.
Faşizmde liderin karizmasının korunması ve halk tarafından da kabullenilerek güçlendirilmesi için o kişiye adeta ilahi bir güç atfedilir. Lider, tüm ülkenin ve halkın sahibi ve hatta bizzat kendisi gibi gösterilir. Hitler, şöyle demiştir: "Ben hepinizdeyim, hepiniz bendesiniz." (Prof. Dr. Ayferi Göze, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, s. 350 )
Buna benzer şekilde İtalya'da da Mussolini özel yetenekleri olan, seçilmiş ve görevlendirilmiş sözde üstün bir insan olarak görülmüştür. Mussolini yayınladığı emir ve bildirilere "On Emir" ismini vermişti. Ve bu "On Emir"in 8. maddesinde yer alan, "Duçe her zaman haklıdır" sözü, 20'li ve 30'lu yıllarda tüm İtalya'da yankılanmış bir slogandır. (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi , Cilt 4, s.1469) ) Çocuklara faşizmi aşılamak için hazırlanan Balilla'nın temel inancı "Kutsal Papa"nın şahsında faşizme inanıyorum" diye başlar, "Mussolini'nin dehasına iman ederim" sözleri ile devam etmektedir.
Faşist liderlerin kutsal gösterilmesi için kullanılan yöntemlerden bir diğeri de ülkenin her yanında faşist liderin heykel ve dev posterlerinin bulunmasıydı. Bunun insanlar üzerinde büyük bir psikolojik etkisi oluyor, halk sürekli olarak faşist liderin güç ve kontrolünü üzerinde hissediyor, adeta her an onun tarafından izlendiği düşüncesine kapılıyordu. Mussolini'nin resmi propaganda servisi, basına ne zaman hangi fotoğrafın basılacağını, hangi sayfada, hangi düzende ve hangi boyutlarda yayınlanacağını da bildirirdi. Bu resimlerde "Duçe", halkın karşısında gösterişli fotoğraflarla çıkardı; kılıcını savururken, harman yerinde ekonomik gelişmeyi vurgularken, genç faşistlere seslenirken, yorulmak bilmeyen bir işçi veya bir sporcu olarak... Tüm bu yayınlarda Mussolini her şeyin en iyisini yapan bir insan olarak tanıtılıyordu. Uçak kullanırken, atla engelleri aşarken, yüzerken, Alpler'de kayarken, eskrim yaparken, paraşütçü kıyafetiyle vs. resimleri gazete sayfalarını süslüyordu.
Mussolini'ye atfedilen bu sözde erişilmez üstün insan havasının sonucunda, eski arkadaşları dahi onu gördükleri zaman artık "hazır ol"a geçiyorlardı. Mussolini bu yolla kendi egoizmini de tatmin ediyordu. Yanına giren eski arkadaşlarına dahi "oturun" demez, onları uzun süre ayakta bekletirdi.
Faşist lideri adeta insanüstü göstermeye yönelik propaganda yöntemleri, Mussolini ve Hitler döneminde görüldüğü gibi, bugün çağdaş faşistler tarafından da kullanılmaktadır. Irak'ın faşist diktatörü Saddam Hüseyin bunun bir örneğidir. Faşist Irak'ta sokaklar ve caddeler yıllardır Saddam'ın dev posterleri ile donatılmaktadır. Bu dev posterlerde Saddam hep farklı kimliklerle insanların karşısına çıkmaktadır; kırlık alanlarda bir çiftçi, fabrikalarda işçi, kışlada asker olarak "halkına" varlığını hissettirmekte, "her şeyi gören ve bilen" bir varlık izlenimi vermeye çalışmakta, bir başka deyişle kendisini kutsal göstermeye çabalamaktadır.